EFSANE KOMUTAN ŞAMİL BASAYEVSAVAŞ VE AHLAKÇIKTI....MİSYON YAY.
ÇIKTI...
RABITA
RABITA
BAYINDIR - Bir de rabıta'nız var.
ŞEYHEFENDİ- Evet doğru. Rabıta bir müridin, mürşid-i kâmilinin ruhâniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle ondan yardımistemesinden ibarettir [112] .
BAYINDIR- Dahaiyi anlamak için soruyorum, mürit şeyhini yükseklerde görüyor, onun bir çok yetkiye sahip olduğunu düşünüyor, kendisini de düşük seviyede sayıyor. Sonra şeyhinin hayalini karşısına getiriyor ve ondan yardım istiyor. Bunu şeyhinin yanında yapmıyor değil mi?
ŞEYH EFENDİ- Doğru. Bak, bu işi biz uydurmadık. Muhammed Halid Hazretleri, Risale-iHalidiye’sinde şöyle buyuruyor:
Rabıtanın en üstün derecesi,iki gözün arasında olan hayal hazinesi ile mürşidin ruhaniyetinin yüzüne hatta iki gözünün arasına bakmaktır. Zira orası feyiz kaynağıdır. Ondan sonramürşide karşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ile yalvarmak ve onu Mevlâ ile kendi arana vesile kılmak üzere, mürşidin ruhaniyetinin hayalhazinesine girip oradan kalbine ve derinliklerine yavaş yavaş indiğini düşünüp,senin de peşinden yavaş yavaş oraya aktığını ve indiğini hayal ederek,şeyhini, kendi nefsinden geçinceye kadar hayal gözünden kaybetmemektir [113] .
BAYINDIR- Aman Allahım! Söyler misiniz bana, bunu neye dayandırıyorsunuz?
ŞEYHEFENDİ - Bunun delili vardır. Hz Ebubekr radıyallahuanh kaza - i hacet [114] için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden hali bir yer bulamadığından, budurumu Efendimiz’e şikayet etti. Efendimiz de ona ruhsat verdi [115] .
BAYINDIR -Yani Hz. Ebubekr, tuvalette, Allah'ınelçisinin ruhâniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayaledip kalbiyle ondan yardım mı istiyordu?
MÜRİT- Hayır,öyle değil. Yani Hz. Ebubekr tuvalette, ihtiyacını karşılarken bile Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi hayal ediyordu.
BAYINDIR- Çok sevdiği kişinin hayali insanın gözünün önünden gitmez. Şair, sevgilisi için “Gündüz hayalimde, gece düşümde” diyor. Bu gayet normaldir. Hz. Ebubekr,Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi çok sevdiği için tuvalette bile aklından çıkaramadığını ifade etmektedir. Sizin tarif ettiğiniz rabıtayla bunun ne ilgisi var?
Siz rabıta sırasında şeyhinruhaniyetinin müridin yanına geldiğini iddia ediyorsunuz. Şeyhin ruhaniyeti müridin yanına nereden geliyor ki mürit ondan yardım istesin?
ŞEYHEFENDİ- Ruhaniyetin gözüktüğünün delili vardır. Yusuf Suresi'nde şöyle buyuruluyor:
"(Yusuf aleyhisselamkasıtsız olarak, elinden gelmeyerek) ona (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi, (o meyline göre hareket edebilirdi). (Yusuf12/24)
Bu ayetin tefsirinde ekserimüfessirler, Allah dostlarının tasarruf ve imdadını (gücünü ve yardımını)açıklamışlardır. Müfessirlerden Keşşaf, doğruluktan ayrıldığı ve Mutezile Mezhebinin [116] görüşüyle vasıflandığı halde Yakup aleyhisselamın ruhaniyyetinin, şaşkınlığından parmaklarını ısırmış olduğu halde Yusuf aleyhisselama gözükerek “O kadındansakın.” dediğini açıklamıştır [117].”
BAYINDIR- Sizherhalde Keşşâf tefsirini hiç okumadınız. Yoksa bunu asla söylemezdiniz.
Yusuf Suresi’nin 24. âyetindeZüleyha'nın Yusuf aleyhisselam ile birleşmek için yaptıkları anlatılırken şöyle buyuruluyor:
“ Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbının bürhan ını görmeseydi o da kadına meyledecekti.. .”
Keşşaf tefsiri, âyette geçen bürhan kelimesinin ne anlama geldiğini açıkladıktan sonra şöyle devam ediyor:
“
Yusuf aleyhisselam bir sesduydu, “Aman kadına yaklaşma!” diye, ama aldırmadı. İkinci kez duydu, deminibozmadı. Üçüncü kez duydu, beriye çekildi ama Hz. Yakup aleyhisselamı parmaklarınıısırmış halde görünceye kadar bir şeyden etkilenmedi
Keşşaf’ta bu görüş sahipleriiçin aynen şu ifadeler yer alıyor:
“Bu ve bunun gibi şeyler hurafeci zorbaların tutundukları şeylerdir. Allah Teâlâ’ya ve peygamberlerine iftira bunların dini olmuştur... [118]”
Biraz düşünülse bunun YusufSuresindeki başka âyetlere de aykırı olduğu görülür. Bir âyette şöyle buyuruluyor:
“ (Yakup) Onlardan yüz çevirdi Vah Yusuf’um vah!” dedi. Üzüntüden iki gözüne de ak düştü.Kederi içine gömülüydü.“ (Yusuf12/84)
Bu olay, Hz. Yusuf’un, Mısır’agelen kardeşlerinden Bünyamin’i, hırsızlık bahanesiyle alı koymasından sonra olmuştu. Eğer Bünyamin'i Hz. Yusuf'un alıkoyduğunu bilseydi Hz. Yakub, böyle üzülür müydü?
Lütfen bunu rabıtanın delili sayıp da kendinizi daha da kötü duruma sokmayın.
ŞEYHEFENDİ- Ubeydullah el-Ahrâr es-Semerkandî hazretleri "Sadıklarla beraber olun." (Tevbe9/119) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sadıklarla beraber olmak, surette ve manada onlarla beraber olmaktır."Sonra da manevi beraberliği rabıta ve huzurla tefsir etmiştir ki, bu ehlincemalum olan meşru bir iştir [119] .
BAYINDIR- Suretteve manada sadıklarla yani dürüst kimselerle beraber olmaktan ne anlıyorsunuz? Bir kimseyle beraberolmak hem onun yanında yer almak hem de onunla aynı duygu ve düşünceleripaylaşmak anlamına gelir. Yanında olduğunuz kişi ile aynı duygu vedüşünceleri paylaşmıyorsanız bu tam birberaberlik sayılmayacağı gibi aynı duygu ve düşünceyi paylaştığınız kişininyanında yer almazsanız gene beraber olmuş sayılmazsınız. Burada anlatılan odur. Bunun rabıta ile ne ilgisi var?
Bazı şeyhler müritlerine resimlerini dağıtıyor ve rabıta yaparken ona bakmasını söylüyorlar. Siz debunu yapıyor musunuz?
MÜRİT- Bizde öyle bir şey yoktur. Hz. Muhammed resmi yasaklamıştır.
BAYINDIR- Eğer Hz. Muhammed yasaklamamış olsaydı yapar mıydınız?
MÜRİT- Belki yapardık. Çünkü resme bakmak, şeyhi kalp gözünün önüne getirerek hayal etmekten kolaydır. O zaman şeyhin sureti baş gözüyle görülmüş olur.
BAYINDIR- Peki ya dinimizin heykeli yasak etmediğini farzetsek o zaman da heykelini yapar mıydınız?
MÜRİT- Heykel yasak ama.
BAYINDIR- Yasak olmadığını farzedin.
MÜRİT- Belki o da yapılırdı. Her müridin evinde şeyhin bir heykeli bulunabilirdi.
BAYINDIR- O zaman mürit, şeyhinin putu karşısına geçecek, ona rabıta yapacak ve onun ruhaniyetinden yardım isteyecekti. Ona karşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ile yalvaracaktı. Puta tapanlarınyaptığı zaten bundan başkası değildi. Aradan heykeli kaldırıp yerine şeyhinhayalini geçirmek neyi değiştirir? Puta tapanlar da zaten taştan veya ağaçtanbir şey beklemiyor, onun temsil ettiği varlığın ruhaniyetinden yardımbekliyorlardı.
Sizin tarif ettiğiniz rabıtayasadece şu âyet delil olabilir.
“ İyi bil ki, saf din Allah’ın dinidir. Onun berisinden[120] veliler edinenler "Biz onlara başka değil sadece bizi Allah’a tam yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." derler. İşte Allah, onların aralarında tartışıp durdukları şeyde hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve gerçekleri örtüp duran kimseleri doğru yola sokmaz .” (Zümer39/3)
Bu âyet, Kur’an-ı Kerim’de şirki tanımlayan âyettir.
Irakli Muhammed Emîn el-Kurdî el-Erbilî de Tenwîr'ul-Qulûb adli eseri- nin "Tasavvuf" bölümünde ve «Nakibendî Sâdâtina Göre Zikrin Keyfiyeti» balii altinda saydii on bir arttan dokuzuncusu olan râbitayi öyle anlatiyor: «Zikrin dokuzuncu keyfiyeti, mürsidi râbita etmektir. Bu da mürîdin, kalbini Seyhin kalbine karsi bulundurmasi; giyabinda bile olsa onun seklini hayalinde canlandirmasi; kalbine, seyhin nur okyanusundan feyizlerin aktgini içinden tasavvur etmesi ve ondan bereket dilemesiyle olur. Çünkü mürîdin Allah'a ulasabilmesi için vasitasi odur. » (Yani Seyhdir) Ömer Ziyâüdîn Daistânî'nin de kendine göre râbitayi tanimlamasi öyledir « (...) bu da mürîdin, kalbini Allah'in peygamberlerinden birine, veya O'nun velî kullarindan bir velîye, veya hepsinden birine, ya da silsilesi Hz. Peygamber (s)'e ulasan kâmil bir mürside veya Seyhine, ya da HAKKINDA GÜZEL DUYGULAR BESLEDGi VE ÜSTÜNLÜGÜNÜ TAKDR ETIGI BiRiNE BÜTÜN SEVGi VE SAMMYETYLE BAGLANMASINDAN iBARETTR Tarîkat Öncüleri Tarafindan Râbitanin Ayrintilari Hakkinda Yapilmi Çesitli Açiklamalar: Nakibendîlerce simdiye kadar gerek yazili, gerekse sözlü olarak bu konuda ifade edilenlere bakilacak olursa râbitanin çesitli tariflerinden özet olarak su anlamlari çikarmak mümkündür:
1. Râbita: Mürîdin, seyhini seklen ve cismen tasavvur etmesidir. Yani daha açik bir anlatimla, onu fizik olarak zihninde canlandirmasidir. 2. Bununla birlikte mürîd, seyhinin kalbinden kendi kalbine nur hüzmelerinin yansidigni, ya da nurdan çalayanlar aktgini ayrica düsünecek ve ondan bereket, himmet ve yardim isteyecektir. Bunu, tarîkat dilinde «istifâza» ya da «rûhâniyetten istimdâd» diye bazi yakitirmalarla özet olarak anlatmaya çalismislardir.
3. Mürîd kendini, seyhinin giyim ve kusam tarzi içindeymisgibi görmeye çalisacaktir. Son dönemin Nakibendî teorisyenlerinden Abdulhakîm Arvâsî'ye ait bu konuya ilikinc bazi açiklamalar sadeletirilerek su ekilde verilmitir:
«Pîrin kiyafet ve heyetine aynen bürünmek, kendini mürid seklinde görmek ve hayâl etmek... Bu vaziyette meydanda olan sanki pirdir, kendisi degil... Bu kisim râbita ibâdetlere mahsustur. Mesela Kur'ân dinlerken gözlerini yumar ve kendisini pîrin vücud ve kiyafetinde görür. Olan, sanki pîrdir, kendisi degil... Keza Kur'ân ve«Delâil» okurken, vaaz ve ders dinlerken, namaz kilarken kendisini mürsidin kiyafet ve heyetinde hayâl eder
Simdi bakalim Allah ne diyor. SEYHEMI yoksa Allah'ami tapacaginiza siz karar verin
Zümer Suresi 3. Ayet Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz
Haydi bakalim Menzil FOREVER diyenler. Verin su ayete cevabinizi. Siz Seyhiniz sizi yaklastirin diye tapmaya devam edin. Allah size ne guzel cevap vermis. Casiye Suresi 10. "Ayet Arkalarından cehennem! Kazanmış oldukları da Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Çok büyük bir azap vardır onlar için." Hicmi dusunmuyorsunuz.Seyhe baglanmadan akli paket yaptiniz herhalde. Araf Suresi 3. Ayet Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz! Unutmadan soyleyeyim. Su ayet daha SIK okumaya basladim.
Araf Suresi 196. Ayet ."Benim veli'm, o Kitap'ı indiren Allah'tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir."
A'raf 194 Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi KULLARDIR , eğer iddianızda haklıysanız , hadi çağırın onlarıda size cevap versinler